01/02/2015

CEMÂL SAFÎ - TEK HECE - AŞK - BENİM ADIM AŞK (KENDİ SESİNDEN)

.

01/02/2015

YAZARA MESAJ BIRAK

01/02/2015

ANKETE KATIL

ŞİİRLERİM HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ
pollcode.com free polls

01/02/2015

HEP SEN

HEP SEN |  görsel 1

29/01/2015

BİLMEK

BİLMEK |  görsel 1

29/01/2015

MİSAFİR

MİSAFİR |  görsel 1

27/01/2015

OKU

OKU |  görsel 1

27/01/2015

LEYLA DA MECNUN DA BASAMAKTIR.

LEYLA DA MECNUN DA BASAMAKTIR. |  görsel 1

27/01/2015

HAYAT ZOR İMTİHAN

HAYAT ZOR İMTİHAN |  görsel 1

24/01/2015

KAYIP HAZİNE SULTAN ABLDÜLHAMİT HAN

                                         
  KAYIP HAZİNE
      
             Sultan Abdülhamit akla gelince tarihi ile kültürü ile barışık herkesin her vatan evladının yüreği sızlar, gönlü burkulur bir efkâr basar lakin o bizim şu halimizi görse onu daha ziyade bir hüznün kaplayacağı aşikâr. 
      Dünya üzerinde ataları ile tarihi ile bizim kadar övünen bir millet daha var mıdır bilmem ama şu zamanda bizim kadar tarihinden kopuk bir millet daha olmadığının farkındayım.  60-70 sene önceki bir edebi metni bile okuyamayan, mezar taşlarına anlam veremeyen takviminden ve her türlü tarihi birikiminden adeta koparılmış-kopmuş bir haldeyiz.
     Tarihi hakkın da padişah ve harem ile ilgili yanlış bilgilere dayanan fantezilerden başka fikri olmayan bir gençlik, egosunu tatmin edecek kadar çocukların bile vakıf olduğu bilgilerle idare eden bir milliyetçilik, evlatlarına tarihi ile alakalı üç tam cümle kuramayacak kadar alakasız ebeveynler ve sanat kisvesi altında tamamen dinimizi, örf ve adetlerimizi tahkir edici kurguları sorgulamadan icra eden hadsiz bir sektör...
     Evet, bütün bunlar bizim yaklaşık bir asırdır dünya üzerinde ki etkinliğimizin adeta resmini çekiyor.
Zira tarihiden beslenmeyen bir milletin kökleri olmayan bir ağaç misali meyve vermesi beklenemez. Abdulbaki Gölpınarlının da dediği gibi  ; ‘’ dünü bilmeyen bu günü anlayamaz bu günü anlamayan yarını göremez yarını inşa edemez hatta dünden gelen hamlelerin nedenlerini bile bilemez.’’
       ‘’Tarih bir milletin hafızasıdır; tarihini bilmeyen millet hafızasını kaybetmiş bir insana benzer’’ (b.levis)
        ‘’Bir milletin kültürünü kontrol etmek o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imha etmek ise nesilleri mazisinden, tarihinden koparmakla mümkündür’’ diyen b.levis bizim cumhuriyet tarihi boyunca ufkumuzun darlığının sebeplerinin adeta tarifini yapmıştır.
         Bir an önce artık silkinerek kendimize gelmeli dinimiz ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun hakkını vermeye başlamalıyız.
        Sultan Abdülhamit gibi adını (gerçek) tarihe altın harflerle yazdırmış kahramanların defterleri dürülüp zamanın ücra köşelerine zula edilmiş ve hezeyanlardan kahramanlar türetildi.
         Avrupalıların uyduruk sinema kahramanları gençlerimizin idolleri olurken en zor zamanlarda bile yaptıkları yenilik ve icraatlar la tarihe mührünü vurmuş atalarının isimlerini bile bilmeyen nesiller yetiştirildi.
       ‘’ Yiğit düştüğü yerden kalkar’’  bizde artık küllerimizden silkelenmeye başladık inşallah. Bu konuda bize referans olacak ilham verecek en önemli kişilerden biri sultan Abdülhamit dir. Sultan Abdülhamit gibi değerlerimizi çok iyi tanımalı ve tanıtmalıyız
      Sultan Abdülhamit siyasi bir dehadır. Osmanlının en zayıf zamanlarında tahta çıkmış 33 yıl iktidarda kalmış yönetimi ile de çokça eleştiri almıştır. Devleti yeniden düzene oturtmak için muazzam bir gayret sarf etmiş eğitime, alt yapıya ve dış borçların ödenmesine çokça önem vermiştir. Hilafet merkezli İslam birliği düşüncesi temeline dayalı bir dış politika izlemiş ve bu konuda ne kadar usta olduğu da bilinmektedir.  Avrupalıların özellikle İngilizlerin sultana nefreti bundandır. Sultan Abdülhamit gibi gönlü İslam nuru ile dolu yolu Allah yolu olan zeki, ileri görüşlü, girişken ve çalışkan biri varken Osmanlıyı derdest edemeyeceklerinin farkındaydılar.
      Osmanlının bu en zayıf zamanlarında dahi  ‘’hicaz demiryolu’’ gibi bir büyük projeyi borçsuz, harçsız, faizsiz, geri ödemesiz ve hemen kara geçecek bir şeklide gerçekleştirmiştir. Günümüz de dahi yapılması çok zor olan müstesna bir proje olan Marmaray’ın onun zamanında projelendirilmesi onun ufkunun en bariz göstergesidir.
     Yahudilerin, Avrupalıların ve Ermenilerin bütün ince hesaplarını bozmuş ve bu yüzden değişik linç kampanyalarına ve iftiralara maruz kalmıştır. Günümüzde ki gibi milletine ihanette çekinceleri olmayanlar sayesinde de sonunda gayelerine ulaşmışlardır. Meseleyi esasında Rıza Tevfik’in veciz bir şekilde pişmanlığını dile getirdiği pişmanlığını haykıra haykıra ve vicdanı sızlayarak samimi bir itiraf olarak yazdığı şiiri çok iyi anlatıyor. Başka bir söz bırakmayacak kadar açık bir şekilde yazılmış bu şiir ile yazımızı bitirelim.
       
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'IN RUHANİYETİNDEN İSTİMDAT
 
Nerdesin şevketlim, sultan hamid han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günâhına.
 
Tahkire yeltenen tac-ü tahtını,
Denedi bu millet kara bahtını;
Sınad-ı sillenin nerm ve sahtını,
Rahmet et sultanım suz-i âhına.
 
Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî padişâhına.
 
"Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz 'belî' dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
 
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.
 
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
 
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
Bir asi zabitin pis külâhına.
 
Bugün varsa yoksa Mustafa kemal 
Şöhretinde herkes fuzuli dellal;
Âlem-i mânâ'dan bak da ibret al,
Uğursuz taliin şu gümrâhına.
 
 
Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstâhına.
 
Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Bu şeb-i yeldânın şen sabahına.
 
Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem peygamberine, hem Allâh'ına.
 
Sen hafiyelerle dem sürdün ancak,
Bunlar her tarafa kurdu salıncak;
Eli,yüzü kanlı bir sürü alçak,
Kemend attı dehrin mihr-u mahına.
 
Bu itler nedense bana salmadı,
Bahalıydı başım kimse almadı,
Seyrandan başkaca iş de kalmadı;
Gurbet ellerinin bu seyyahına.
 
Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin,
Tadı kalmamıştı Meşrutiyetin,
Deccal'a dil çalan böyle milletin,
Bundan başka çare yok ıslahına.
 
Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.
 
Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI 
 

24/01/2015

DÜNYAM

DÜNYAM |  görsel 1

24/01/2015

28 ŞUBAT (MEDENİYET İÇİNDE MEDENİYETSİZLİK)

Zaman medeniyet çağlarından zamanlardı
Sırtımıza binmişti zalim bir güruh
Vicdanlarında şeytanın çanları çınlardı
 
Öz yurdunda gurbette bile değil sürgündü
Milletim için sanki tarih öncesinden bir gündü
Bunları ancak o çileleri çekenler anlardı
 
Ezelin ve ebedin sahibine büyük iftira-irtica
Yalanına sığındılar densiz adamlar koca koca
Ki onlar işte böyle zehirli yılanlardı
 
Şeytanın hadimleri ele geçirmişti gücü
Herkese başka yafta gerici, yobaz, bölücü
Bunlar bizim bildiğimiz en kadim yalanlardı
 
Koparmışlardı tap taze tomurcuklanan filizleri
Dünyanın en tehlikeli varlıkları ilan etmişlerdi bizleri
Mesnetsizlik onların ta kanlarında vardı
 
Biz hep üvey olduk güya onlar vatanın öz sahipleri
Bitmedi hak yolcularını fişlemeleri takipleri
Mazlumlara o zamanlar her yer dört duvardı
 
Nasıl anlatılır ki, olanları tarif edemez ifadeler
O zamanları fikretmek bile vicdanları zedeler
Bizim feryadımızı o demler sadece ALLAH duyardı
 
 
Yakmadı yıkmadı o altın nesil edep nedir gösterdi
Onuru indi ayaklar altına da ayrılmadı haktan ahlak dersi verdi
Çünkü o gençler adamlık nedir bilen insanlardı
 
Gün tarihin en karanlık sayfalarından 28 şubat
Bazıları için dönüm günü hayatlarının bazıları için teferruat
Hatırlıyorum da hanım kardeşler köşe başlarında hıçkırarak ağlıyorlardı
 
‘’Çoğaltma tutkusu onları oyaladı’’, boyanmıştı gönülleri baştanbaşa
Hak hukuk tanımıyorlardı saygıları yoktu hiçbir canlıya naaşa
O kadar haddi aşmışlardı ki artık her manevi duruşu dağlıyorlardı
 
Öyle bir sistem ki, bir kısır döngü dar alanda kısa paslaşmalar
Her pey geçer akçe yalnız ALLAH diyen avcunu yalar
Her dişe dokunur mevkiye bir kukla gelmesini sağlıyorlardı
 
En temel haklar tanınmıyordu mümkün olsa ekmek suyu bile keserlerdi
Bu vicdansızlık onlar için belki bin yıllık bir şaheserdi
Bir ALLAH diyenin sefaya çıkan bütün yollarını bağlıyorlardı
 
Her doğuş sancılı olur belki bize lazım olan görüş bu nazardır
Bu insafsız süreçten çıkarılacak çok derslerde vardır
Hayatı değerli yapan zaten üstesinden gelinen zorluklardır.
 
FERDİ KARABASAN

24/01/2015

OSMANLININ YETİMİ ÜSKÜP

 
          Kadim bir şehir olan Üsküp balkanların ortasında hep merkezi bir öneme sahip olmuş ancak tabiri caizse ecdat ile hayat bulmuş nefes almaya başlamış tarihi ve kültürel birikimi çok büyük bir şehir. 
          Ecdadın Avrupa’ya vurduğu Türk mührü olan Üsküp, kendisi İstanbul’dan önce fethedilmiş ve fethinden sonra da İstanbul’un kıyısında kurulan Üsküp mahallesi ile de İstanbul’a Türklüğü adeta mayalamış bir şehirdir. Osmanlı Üsküp’e özel önem vermiş adeta yeni baştan bir şehir kurmuştur. Beş yüzyıldan fazla kaldığı bu topraklara ecdadın kokuları sinmiştir. O kadar ki bizim belki çoğu şehrimizden daha çok Türk şehri görünümündedir Üsküp.  
         Şehir 1392 de sultan yıldırım beyazid tarafından fethedilmiş sonraki fatihler için merkez haline gelmiştir. Daha sonra yapılan yoğun imar çalışmaları ile Osmanlı Türk mimarisi ile adeta yeniden doğmuştur. Taşa ruhu katan kutlu ecdat bu taşlarla da birçok şehre olduğu gibi Üsküp’e de adeta mana işlemiş bir kültür mirası bırakmıştır. Yapılan hanlar, hamamlar, köprüler, çeşmeler ve camilerin birçoğu bilinçli yok etme politikalarına rağmen varlıklarını korumaktadırlar.
        Üsküp bizde olmasa bizim olan Şam gibi, Bağdat gibi,  Musul gibi, Kerkük gibi acısını ve neşesini yüreğimizin derinliklerinde hissettiğimiz yerlerin başlarında gelir. Kenti sağ ve sol olarak ikiye ayıran Vardar nehrinin üstünde bulunan bazı kaynaklara göre Mimar Sinan’a atfedilen ancak yöre halkı tarafından fatih sultan Mehmet köprüsü olarak bilinen ve kentin simgesi olan taş köprü görünesidir. Üsküp kalesi, taş köprü, Davut paşa hamamı, Türk çarşısı,  sağlı sollu dizilmiş ikişer katlı dükkânlar, kaldırımlar, taş döşeli dar sokaklar ve yükselen minareleriyle camiler şehrin eski havasını korumasını sağlamaktadır. Burada yapılan bir gezi size Türkiye’de olduğunuzu adeta iliklerinize kadar hissettirecektir.
        Asırlarca bir medeniyet şehri olagelmiş Üsküp âlimler, münşiler, şairler yetiştirmiştir. Bunların içinde bize en tanıdık olanı tatbiki Yahya kemaldir. Çocukluğunu geçirdiği Üsküp’ü hep özlemle anmış yazılarında yer vermiş ve müstakil bir konu olarak ‘kaybolan şehir’  adlı şirinde işlemiştir. Mesele Üsküp olunca elbette Yahya kemale yer vermemek olmazdı zira Üsküp’ü o kadar içten o kadar edebi o kadar güzel anlatmıştır.
     Ülkenin başkenti büyük bir şehir her bakımdan ülkenin merkezi olan ve çok etnikli bir yapısı olan Üsküp’te Makedonlar, Arnavutlar, Romanlar, Sırplar, Türkler, Boşnaklar, Armoniler beraber yaşamaktalar. Bir medeniyet beşiği tabirini kullanmak Üsküp için fazla değildir. Her köşesinde bir evliya yatan Üsküp minarelerden okunan ezanlarıyla ve ‘’ fatih devrinin ruhani mezarlığı’’  olması hasebiyle manevi rabıtalarımızın hep zinde olduğu türküleriyle de dilimizde ve yüreğimizde yer ettiği bir şehirdir.
       Yeni çalışmalarla Makedon yönetimi Üsküp’ü modern görkemli antik bir kente dönüştürme çabasında. Azınlıklar sadece Makedon-Ortodoks Hristiyan kültürüne yatırım yapılmasından oldukça rahatsız kendi kültürlerine de yatırım yapılmasını istiyorlar. Yönetimler Makedon cumhuriyeti ile antik Makedon arasında bağ kurmaya çalışırken büyük İskender ve çar Samuil’in heykellerini dikmekte ve çeşitli projelere de isimlerini vermekte bu durum içeride olduğu kadar ülkenin komşularında da huzursuzluğa sebep olmakta Yunanlılar büyük İskender’in, Bulgarlar da çar samuil’in sahip çıkılmasından büyük rahatsızlık duymaktalar.
      1912-13 de elimizden kaydı Üsküp ve giderken de yüreğimizden bir parça çekti kopardı ve sonrasında da anavatana büyük göç hareketleri yaşandı.  Anadolu’nun yitiği ecdadın emaneti hep gönül sınırlarımızın dâhilinde olacak, Yavru Anadolu, Avrupa’daki Türkiye  ta yüreğinden akıp gelen Vardar bize egeden selamını taşıyor.
 
YAŞAYAN ŞEHİR
 
Balkanların ortasında Anadolu’nun ciğerlerinden bir parça
Osmanlını yetimi ‘’Bursa’nın ikiz kardeşi Üsküp
Bir asırdır için için ağlar, taş (köprüyü) basmıştır bağrına
Ta yüreğinden akıp gelen Vardar ile rahatlar içini egeye döküp
 
Yahya kemalin dizelerinin mayası, balkanların tek kanatlı perisi
‘’Tek dişi’’  ile kemiren medeniyete inatla meydan okumakta
İstanbul’un kadim dostu ki bundandır gönül erlerinin ona sevgisi
Mahzun Üsküp ecdadın kendisine bahşettiği nefes ile yaşamakta
 
Kutlu ecdat taşa bile hikmet katmış, durduğu yere mana bırakmış
Yakıp yıkmamış durup kokmamış Kerkük’ten Üsküp’e akmış
Adeta ecdad ile nefes almaya başlamış ‘’kaybolan şehir’’
Türkü türkü, destan destan, şiir şiir, yaşayan şehir.
 
FERDİ KARABASAN
 
 
 

23/01/2015

SEN BANA ÖZELSİN

SEN BANA ÖZELSİN |  görsel 1

.

23/01/2015

BABI ŞİİR güldeste

BABI ŞİİR güldeste |  görsel 1

kitabımızın kapağında birazcık değişikliğe gidilmiş
çokta isabet olmuş smile ifade simgesi
‪#‎BABIŞİİRgüldeste‬

23/01/2015

ALLAH'IM

ALLAH'IM |  görsel 1

.

22/01/2015

ŞİİR KİTABIMIZIN KAPAĞI

ŞİİR KİTABIMIZIN KAPAĞI |  görsel 1

.

21/01/2015

KURTUL PARMAKLIKLARDAN

KURTUL KELİMELERİN 
PARMAKLIkLARINDAN
KAVRAMLARI  AL AYAĞININ ALTINA
DAĞILSIN BÜTÜN ZİNCİRLER
HER BİRİ TEK PARÇA OLSUN
VE YIKILSIN BÜTÜN TABULAR
ALLAH İÇİN YENİDEN KURULSUN
                                                                                                                                      ferdi karabasan

21/01/2015

ÇOCUKLAR ALLAH'IN EMANETİDİR.

ÇOCUKLAR ALLAHIN EMANETİDİR. |  görsel 1

.

All Rights Reserved. Copyright © Msn Nickleri tüm hakları saklıdır. Site Map
Temayı düzenleyen: nickcenter..